Başkanın Sunumu

                  Gerçek bir zanaatkar olabilmek için iyi bir iş yapma arzusuna ve iyi iş çıkarabilmek için gerekli yeterliliklere sahip olmak gerekir. Zanaat için mutlaka bir ustaya ihtiyaç vardır.                        

                  İyi bir ustalığın temeli iyi bir çıraklıkla olur. Bir bakıma zanaatçı ömrünün sonuna kadar iyi bir çıraktır desek yeridir; çünkü beceri edinmenin ve o beceriyi geliştirebilmenin sırrı çırak kalabilmekte gizlidir. Kişi çırak kalarak kendini öğrenmeye açık tutar bu da gayret ve isteği canlı tutar ve tutkuyu harekete geçirir  ta-ki ustası öğrenmiş olduğunu onaylayana kadar.

                  Zamanla usta ile çırak arasında birbirini besleyen analojiler ile bir diyalog kurulur. Alışkanlıklara doğru evrilen bu diyalog sorun çözümü ve sorun bulma arasında bir ritim oluşturur. Yani çıraklık da iletişimle başlar.

                  Anne ile emzirme döneminin üçüncü ayında gelişen beraberlik melekesi  insanın ömrünün sonuna kadar sürer. Zamanla toplum içinde bu beraberlik duygusuyla birlikte bir duygu daha gelişir ki bu da saygıdır.

                  Saygı, toplumsal ilişkilerimizde ve benliğimizde öyle temel bir husustur ki ne olduğunu muhakkak anlamak zorundayız: Kalbi durmuş birini hayata döndüren doktora hayranlık beslenir, askerler birlikte çalışmaktan gurur duyarlar, anlaşılması güç bir olguyu  anlayan bir bilgin işinden tatmin olur... Bu saygının toplumsal lügatte  faklı veçhelerle ifade biçimleri vardır: Statü, prestij, tanınma, onur, itibar gibi … Değerli olan eylemdir fakat eylemin hangi değerde olduğunu anlamak için sözcükler ihtiyaç duyarız.

                  Zanaatçının saygınlığı, kendisini daima başkalarının gözleriyle gören ve varlığı için başkalarına ihtiyaç duyan bir saygınlıktır çünkü kendisi hakkında sahip olduğu imaj, diğer insanlar tarafından verilenden ayırt edilemez. Her zanaat belirli bir hayat tarzını idame ettirmekle ilgili bir tekniktir. Bir zanaatçı işinin yalnız iş olmadığının bir yaşam biçimi olduğunun bilincindedir ve bütün hayatını işinin akışına göre düzenler.

                  İyi bir ustayı anlayana dek çalışmak bin tanesine yüzeysel aşina olmaktan çok şey öğretir. İyi bir zanaat eseri için tek bir yol var yapılan zanaattan güneş ışığı gibi zevk almak külfetine katlanmak ama hiç bir zaman amaç haz olmamalı.

İsa TUNÇ
Mardin Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı